Toplumsal Cinsiyet Eşitliliğinin Sağlanması

Kadına Şiddete Hayır!
Kadına Şiddete Hayır!

Cinsiyet, kadınları ve erkekleri tanımlayan biyolojik ve psikolojik özelliklerle ilgili bir kavramdır. “Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkekle dişiyi ayırt ettiren yaradılış özelliği” olarak tanımlanmaktadır.

Toplumsal cinsiyet ise belirli bir toplumun erkekler ve kadınlar için uygun gördüğü, toplumsal olarak inşa edilmiş rolleri, davranışları, etkinlikleri ve atıfları kapsar.

Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek olarak nitelenen cinsiyetlere toplum tarafından öğretilen sosyal, davranışsal, kültürel özellikler, beklentiler ve normları ifade eder. Bize kadınlık ve erkekliğin toplumsal olarak kurulan, öğrenilen kalıplar olduğunu anlatır. Bu durumu Simone de Beauvoir (Simon dö Bovua) şöyle dile getirir: “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Aynı durum erkekler için de söylenebilir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, bu unsurların kadın ve erkeğin birbirleriyle olan ilişkisini nasıl belirlediğini ve bunun sonucunda bu iki cinsiyet arasında doğan güç farklarını ifade eder. Bir başka ifadeyle toplumsal cinsiyet eşitliği fırsatları kullanmada, kaynakların ayrılması ve dağılımında, hizmete almada ve hizmetleri elde etmede bireyin cinsiyeti nedeniyle herhangi bir ayrımcılığa uğramaması demektir.

Kadına Şiddete Hayır!

Kadına Şiddete Hayır!

Toplumsal cinsiyet, cinsiyet eşitsizliğine neden olduğu gibi bu eşitsizliği sonraki kuşaklara aktararak devamını da sağlar. Genç bir erkekle kadının, birlikte yaşadıklarında kadının erkekten iki kat daha fazla ev işi yapması, erkeklerin kadınlardan yüzde yirmi daha fazla kazanması, önemli kararların çoğunun erkekler tarafından alınması gibi uygulamalar toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin neden olduğu uygulamalardır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği günümüzde de tüm dünyada farklı uygulamalarla varlığını sürdürmeye devam etmektedir.

“İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nin 1. maddesinde vurgulanan “Bütün insanlar özgür; onur ve hakları yönünden eşit doğarlar.” ilkesi hayata geçirilememektedir. Bunun sonucu olarak da dünyanın yarısını oluşturan kadınlar, büyük çoğunlukla ekonomik hayattan geri durmakta, onlara fırsat eşitliği sağlanamamakta, daha çok çalışmakta, şiddete maruz kalmakta ve haklarından yoksun yaşamaktadır. Bunun önüne geçmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak hepimizin görevidir. Bu konuda hem uluslararası kuruluşlar hem de demokratik devletler çok çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Ancak bunların tek başına yeterli olması mümkün değildir.

Ailemizden başlayarak okulda, akran gruplarında ve toplumsal yaşam içinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için uğraş vermeliyiz.

Henüz Yorum Yok "Toplumsal Cinsiyet Eşitliliğinin Sağlanması"

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*